İRAN’la batılı ülkelerin uzlaÅtıÄı anlaÅma çerçevesi, ne İran için ne de diÄer ülkeler için ekonomik olarak fazla bir kapı açmıyor.
Sadece İran’a biraz daha fazla ve kontrollü bir ‘nefes alma’ olanaÄı saÄlıyor.
İran’a, nükleer konusundaki iÅbirliÄine karÅılık izin verilen ve saÄlanan ‘ekonomik gevÅetmenin’ kazancı; sadece tıbbi araç ve ilaçlara eriÅim, öÄrencilere para transferi saÄlanabilmesi gibi konulardaki insani yardım kapısı açacak, uçaklarını uçurabilmek gibi kimi hizmetlerin de devamlılıÄını saÄlayabilecek o kadar.
Türkiye ile ilgili tarafı ise Åöyle; izin verilen petrol satıÅı artıÅı konusunda, Türkiye 100-110 bin varilden 140 bine çıkabileceÄini, yani 30-40 bin varil artırabileceÄini açıkladı. Bunun yıllık deÄeri 1.1 milyar dolar ve kısa vadede önemli bir katkısı yok.
Ancak yapılan anlaÅmanın bir ayrıntısı var ki; bizi çok ilgilendiriyor. O da, altın iÅlemlerine iliÅkin İran’a yönelik olarak temmuz baÅında getirilen kısıtlama, son anlaÅma ile askıya alınıyor.
Bunun anlamı, arasında tanık olduÄumuz gibi; Türkiye’ye sattıÄı doÄal gaz ve petrolün bedelini parasal olarak transfer edemediÄi için, altın olarak ülkesine götürmeye baÅlaması kısmen mümkün olabilecek. İran, Halk Bankası’ndaki TL ve dolar hesabında biriken mali varlıÄını altına çevirerek ülkesine götürecektir. Daha da önemlisi, Türkiye’nin 2013 yılındaki yüklü altın ithalatı; kısıtlama gelecek endiÅesiyle altına çevrilen ve İran’a gönderilemeden Türkiye’de kalan altın miktarının yüksek olduÄunu düÅündürüyor. Tahminim; en az 6-7 milyar dolarlık bir altın park etmiÅ bekliyor olmalı. Bu altınlar da İran’a ‘ihracat’ kalemi altında transfer edilecektir. Ancak bunun, içinde diÄer kalemlerin de olduÄu 1.5 milyar dolarlık bir sınırı var.






















